Online
Randevu

Beslenme ve Diyet

Beslenme ve Diyet

Sağlıklı bir yaşam sürmek istiyorsak hayatımızın her döneminde ihtiyaçlarımızı karşılayacak nitelikte dengeli beslenmeye özen göstermemiz gerekmektedir. Artık hepimiz biliyoruz ki çocukluk çağında kazanılan yanlış beslenme alışkanlıkları ileride hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları, obezite gibi sonuçları çok ciddi olabilecek bir takım  sağlık sorunlarının ortaya çıkmasında etkili olmaktadır. Bu nedenle de kişiye özel beslenme programı sağlığı koruyucu ve bazı durumlarda tedavi edici özelliktedir.


Poliklinik Hizmetlerimizde:
Amacımız; sağlıklı beslenmeği öğrenmek  veya herhangi bir sağlık sorunuyla gelen kişilere beslenme davranış değişikliği sağlayabilmektir. Bunun için ilk muayenede bireylerin ayrıntılı olarak beslenme alışkanlığı gözden geçirilir.Kişinin yaş, boy, cinsiyet, fiziksel aktivite ve kan bulguları doğrultusunda kişiye özel bir beslenme tedavisi planlanlanır  ve düzenli olarak takibi yapılır. Ayrıca Diyabet, Gebe - Emzikli Dönemi, çocuk ve adölesan çağı gibi özel durumu bulunan kişilere de beslenme programlarının düzenlenmesi, eğitimlerinin verilmesi ve takibinin yapılması gibi hizmetler sunulmaktadır. Ayrıca hastanemizde yatan hasta ve refakatçilerin öncelikle yeterli ve dengeli beslenmesini ve hastalıklarına uygun diyetlerinin kişiye özel hazırlanmasını , hazırlanan bu yemeklerin hasta ve refakatçilerine düzgün ve hijyenik bir şekilde servisini sağlamak ve günlük olarak hasta ve refakatçilerinin öneri ve isteklerine uygun diyetsel değişikleri yapılmaktır.


Obezite ile mücadele


Şişmanlık (obezite) vücuttaki yağ miktarının artması olarak tanımlanmaktadır. Şişmanlık yaşam boyu süren kronik bir enerji metabolizması bozukluğu olup, vücuda harcanandan fazla enerji alınmasıdır. Vücutta yağ dokusunun yani yağ hücrelerinin çapının büyümesi (hipertrofi) ve yağ hücre sayısındaki artış (hiperplazi) olarak tanımlanmaktadır.
Şişmanlık günümüzde hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde önemli bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye'de 15 yaş üstü 10 milyondan fazla kişinin obezite sorunu var (Erkeklerde %20,5; Kadınlarda ise % 41,0 ).


Fazla kilolu olduğumu nasıl anlarım?


Vücudumuzda fazladan taşıdığımız kiloları Beden kitle indeksi dediğimiz bir faktörle hesaplayarak öğrenebiliriz.
Beden Kitle İndeksi, yetişkin bir insanın kütlesinin boyuna göre sağlıklı aralıkta olup olmadığını belirlemeye yarayan bir parametredir. Bu değer için belirlenmiş olan aralığın altında kalıyorsanız sağlığınız için biraz kilo almanız, üstünde kalıyorsanız biraz kilo vermeniz tavsiye edilmektedir.  
Kendi Beden kitle indeksinizi; kilonuzu boyunuzun karesine bölerek bulabilirsiniz. Bulduğunuz değeri aşağıdaki değerlerle karşılaştırarak hangi aralıkta olduğunuzu görebilirsiniz.

 

BKİ Değeri

Durumunuz

18.5 kg/m2’nin altında ise

zayıf

18.5-24.9 kg/m2 arasında ise

normal kilolu

25-29.9 kg/m2 arasında ise

fazla kilolu

30-34.9 kg/m2 arasında ise

I.Derece obez

35-39.9 kg/m2 arasında ise

 II.Derece obez

40 kg/m2 üzerinde ise

 III.Derece morbid obez

Obezitenin yaşamınıza etkileri nerlerdir?

Şişmanlığın fiziki görünüşün dışında birçok kronik hastalığa da neden olduğu bilimsel olarak açıklanmıştır. Bu hastalıklardan bazıları:

  • İnsülin direnci- hiperinsülinemi
  • Tip 2 DM
  • Hipertansiyon
  • Koroner arter hastalıkları
  • Hiperlipidemi- Hipertrigliseridemi
  • Metabolik sendrom
  • Osteoartrit
  • Ruhsal sorunlar(Anoreksiya nevroza (yemek yememe) veya Bulimia nevroza (kusarak yediği besinlerden yararlanmama), binge eaiting (tıkınırcasına yeme) gece yeme sendromu gibi ortaya çıkabilir veya bir şeyi daha fazla yiyerek psikolojik doyum sağlamaya çalışma.
  • Astım
  • Solunum zorluğu
  • Gebelik komplikasyonları
  • Menstrüasyon düzensizlikleri
  • Aşırı kıllanma
  • Ameliyat risklerinin artması
  • Kas- iskelet sistemi problemleri
  • Felç
  • Uyku apnesi
  • Karaciğer yağlanması
  • Safra kesesi hastalıkları
  • Toplumsal uyumsuzluklar

Özellikle sık aralıklarla ağırlık kaybetme ve kazanma sonucunda deri altı yağ dokusunun fazla olması nedeniyle deri enfeksiyonları, kasıklarda ve ayaklarda mantar enfeksiyonları
Bazı kanser türleri (kadınlarda safra kesesi, endometriyum,yumurtalık ve meme kanserleri; erkeklerde ise kolon ve prostat kanserleri) şeklindedir.

Fazla kilolarımdan kurtulmak için ne yapmalıyım?


Internet, televizyon, dergiler, gazete köşeleri ve sosyal medyada görüğünüz diyet listeleri  size uygun olmayabilir. Bu mecralarda yer alan "şok diyetler" diye adlandırdığımız listeler ani kilo kayıplarıyla yüzünüzü güldürebilir ancak vücudunuz için çok üzücü sonuçlara yol açabilir. Çünkü kısa sürede hızlıca kaybettiğiniz kilo malesef yağ değil kas ve su kaybıdır. Unutulmamalıdır ki vücudumuzdan o şok diyetler nedeniyle kaybettiğimiz her 1 kg kas kaybı yanında 2.7 kg suyu da beraberinde götürür. Bu durum hayat çizgimiz boyunca çok sık tekrar ederse -ki biz buna yo yo sendromu diyoruz- metabolizmamızda geri dönüşü mümkün olmayan hasarlar bırakmış oluyoruz. Işte o zaman "su içsem yarıyor" durumuna kendi kendimizi getirmiş oluyoruz.
Hepimiz farklı özellikler taşıyoruz. Yaş, boy, kilo, cinsiyet, metabolizma hızı, yaşam biçimi, ruh hali... vb. Bu faktörlerin hepsine uygun ve uygulanabilir bir beslenme programına her bireyin ihtiyacı var.
Kişiye özel beslenme; kişinin bütün verileri baz alınarak, beslenme düzeni ve saatlerine göre, sağlıklı bir beslenme programı hazırlanmasıdır. Bu sayede hem kilo verirken sağlığınız tehlikeye girmeyecek hem de eğlenceli bir şekilde hedefinize ulaşacaksınız. Sağlıklı beslenme kesinlikle bütün besinleri hayatımızdan çıkarmak değil, sevdiğiniz her şeyi yeterli ve dengeli bir şekilde tüketebilmektir.
Unutmayın ki; siz ve bedeniniz değerlisiniz. Kendiniz için en doğrusunu yapmaya özen gösterin.


Duygusal açlık mı yaşıyorum?


Stres ve duygusal yemek yeme birbiriyle yakından ilişkilidir. Duygusal yemek yeme nedenlerinin ne olduğunu öğrendiğinizde, bu davranışı daha kolay önleyebilirsiniz
Duygusal yemek yemenin bir çok nedeni vardır ve stres önemli bir yemek yedirici olabilir. Kortisol hormonu etkisi, çocuklukta besinlerin ceza veya ödül olarak kullanılmış olması bazı boşluk duygularının yemek ile doldurulması bu noktada önemlidir ve çözüme gitmekteki en önemli nokta ise farkındalıktır.
Her üzüldüğünüzde ya da sinirlendiğinizde yemeği koltuk değneği olarak kullanıp kontrolü sağlayamazsanız bu kendinizi kaybetmelerin sonucunda aldığınız kilolar, yaşadığınız problemin üstüne eklenmiş olacak bir de kilo problemiyle uğraşmak durumunda kalacaksınız. Unutmayın ki evde, okulda ve iş yerlerinizde yaşadığınız sorunu yediğiniz o çikolatalar malesef ki çözemez..


İnsülin direnci nedir?


Belirli bir konsantrasyondaki insülinin normalden daha az bir biyolojik etki oluşturmasıdır. Daha genel bir ifadeyle ‘” vücudun ürettiği insülini kullanamaması " olarak tanımlanabilir.
İnsülin direnci, Tip2 diyabet ve kalp hastalıkları riskini artıran bir faktördür.Eğer insülin direnci oluşmuşsa vücut insüline cevap vermekte problemler yaşar ve kan şekeriniz normal seviyenin üzerinde seyreder.Bu soruna  bulunabilecek  en iyi  çözüm  ise besinlerle alınan enerjinin kısıtlanması ,fiziksel aktiviteyi günlük hayatınıza kazandırmak ve kilo kaybını sağlamak olacaktır .Bu faktörler insülin direncini tersine çevirerek diyabet ve kalp hastalıkları riskini azaltmaya yardımcı olacaktır.  


İnsülin direncini oluşturan risk faktörleri nelerdir?


-Fazla kilo 
-Fiziksel aktivite azlığı
-Kadınlarda bel çevresinin 88 cm ‘ den , erkeklerde ise 102 cm ‘den fazla olması 
-Ailede Tip2 diyabet görülmesi 
-Polikistik over sendromu
-45 yaşın üzerinde olmak, genetik yatkınlık
-Kan basıncının 140/90 mm/Hg ‘nin üzerinde seyretmesi 
-Düşük HDL seviyesi (iyi kolestrol) (35 mg/dl ve altı )
-Vücuttaki yağ hücrelerinin kandaki değerinin yüksek olması 
(Trigliserit değerinin 250 mg /dl veya üstünde olması)

İnsülin direnci tedavisi
1.İlaç Tedavisi 

   İnsülin direncini düşüren metformin ve tiazolidinoid grubu olan bir grup ilaç ve birkaç cerrahi metod tedavide kullanılabilir. Hastanın konu hakkında bilgilenmesi ve bu doğrultuda  yaşam  tarzında etkin değişiklikler  yapması en temel  korumayı oluşturmaktadır. İlaç tedavisi tek başına yeterli değildir Düzenli egzersiz yapmanın ,yeterli su içmenin , kalorisi düzenlenmiş  dengeli bir beslenme programının insülin direnci ve diyabet riskini minimuma indireceği  öngörülüp ,periyodik kontrollerle yukarıda sayılan parametrenin takibinin  erken tanıda önemli olduğu bilinmektedir .
2.Beslenme Tedavisi
    İnsülin direnci  tedavisindeki  gerçekçi  hedef vücut ağırlığının %10 unun altı ay süresince kaybedilmesidir. Örneğin; 80 kg olarak diyete başladınız ve yüksek insülin direnciniz var bu durumda kilo kaybı hedefiniz 6 ayda 8 kg kaybetmek olmalıdır. Yağ alımı  ve günlük kalorinin kısıtlandığı , basit karbonhidratlar yerine kompleks karbonhidratların tercih edildiği  bir beslenme programı metabolizmayı olumlu etkileyerek kilo kontrolünü sağlayacaktır. Doymuş yağ alımının yüksek olması ve posadan yetersiz  beslenme insülin direncini tetikleyen unsurlardır .İnsülin direnci diyetinin temel  esası  ise düşük  glisemiks indeksli karbonhidratları seçmektir.

Beslenme kişiye özeldir, insülin direnciniz var ise mutlaka diyetisyen tarafından sağlıklı bir beslenme planı size özel hazırlanmalıdır, bu beslenme planında amaç kilo kaybederken insülin direncinizi düzeltmek ve eşlik eden diğer komplikasyonları da iyileştirmek olmalıdır.  

Diyabet ve beslenme


Kilo aldıkça pankreas denilen organımızın tek salgısı olan insülin seviyesi yetersiz kalır ya da doğuştan yoktur buna bağlı olarak "diyabet" yani halk arasında bilinen dıyla "şeker hastalığı" hastalığı gelişir.
Diyabet tedavisinde temel amaç kan şekerini normal sınırlarda tutarak diyabete bağlı gelişebilecek sağlık sorunlarının ortaya çıkışını engellemek veya önlemek, yaşam süresini ve kalitesini yükseltmektir.
Eğer dikkat edilmezse çok ağır tablolarla karşılaşılan bir hastalık olan diyabeti kontrol altına almanın ilk adımı onu öğrenmektir.
            Beslenme tedavisi
            İnsülin/ ilaç
            Fiziksel aktivite
            Eğitim
Diyabet tedavisinin birbirini tamamlayan parçalarından biridir.

 


Doğru Bilinen Yanlışlar
Diyabetli dabışanlarımın birçoğundan ilk başta duyduğum bazı konulara değinmek istiyorum..


Ekşi elmanın şekeri yoktur, greyfurt suyu, kiraz sapı şekeri düşürür.
Bunun olabilmesi için bu besinlerin bünyesinde insülin hormonunun olması gerekir. Bu hormon da sadece insan vücudunda vardır. Hiçbir besinin bünyesinde yoktur. O nedenle bilimsel hiçbir geçerliliği olmayan sadece psikolojik olarak kişilerin inandığı şeylerdir.


Şekerim normal olunca diyet yapmama gerek yoktur.
Kan şeker düzeyiniz normal sınırlarda seyretse bile sağlıklı ve dengeli bir yaşam biçimini benimsemeniz ve buna göre hareket etmeniz gerekmektedir.